Yapay Zeka Şarkıları
Yapay zekanın günümüzde yaygın kullanılmasıyla A’dan Z’ye her alanda kendisine geniş yer bulmaya başladı. Bilgi teknolojileri, web yazılım, pazarlama, müşteri iletişimi,… gibi alanların yanısıra görsel ve işitsel sanat alanlarında da yapay zeka kullanımıyla üretim süreçleri hız kazanmış durumda.
Henüz talepleri nokta atışı karşılayamıyor olsa da, öğrenen ve ezberleyen bir algoritmayla çalışan yapay zeka araçları her geçen gün biraz daha kusursuz ve talebe doğru karşılık verir hale evriliyor. Söz konusu sanat olduğunda hatalarıyla güzel ve hatta hatalarıyla paha biçilmez olduğundan yapay zekanın her şeyi kusursuzlaştırma uğraşı bir kesim için ortaya çıkan eserin pahasını azaltabiliyor, kusursuzluk en büyük kusur kabul edilebiliyor. Tabi bir de sanat gibi salt insanın duygu dünyasının mahsulü olan işler için insan faktörünü denklemin ne kadar dışında bırakırsak o kadar lezzetsiz bir şeye dönüşüyor ortaya çıkan eserler de.
Ancak tam bu noktada yapay zeka her geçen gün milyonlarca insandan aldığı parçaları bir araya getirerek daha realistik ve daha insan elinden çıkmış sonuçlar sunmaya da başlıyor bizlere. Bu durum da yine iki uçlu bir duyguya yelken açmamızı sağlıyor. Bir yanıyla 80’li, 90’lı yılların bilimkurgu filmlerinden de kaynaklı olduğunu düşündüğüm şekilde bu durum bizleri ürkütse de, bir diğer yanıyla sektörlerde artık rollerin de kökten değişimini beraberinde getiriyor.

Musluk Değiştirmek için Usta Çağıranlar Derneği
Başlığı bilerek bu şekilde attım. Yazıyı kaleme aldığım 2026 Temmuz ayı itibariyle çevremde musluk değiştirmek için evine usta çağıran kaç insan olduğunu düşünüyorum. 1(yazıyla bir) arkadaşım var bunu yapan son 5 yılda tanıştığım ve o da önce bir tamir videosu ile kendisi yapmaya çalışıyor ama muvaffak olamayınca ustayı çağırıyor. Eskiden de musluk değişimi için eve usta çağıran insanların sayısı bugünden daha fazla olsa da oranlayacak olsak yine %100 diyemeyiz.
Yani insanlar genelde “kendi başına yapabildiği” şeyler için yardım almayı ve dış insan faktörünü üstlenmeyi tercih etmiyorlar diyebiliriz. Ve bugüne geldiğimizde musluk değişimi gibi görece daha az ustalık gerektiren bir konuda mı evinize usta çağırırsınız yoksa tesisatta oluşan bir kaçak tespiti için mi? Ya da bunların her ikisini de elinizdeki imkanlarla yapabiliyorsanız evinize usta çağırır mısınız? Evet mi? O halde gelir durumunuz iyi ve satın aldığınız şey bir hizmet değil de zamandır bu alışverişte bana kalırsa.
Şimdi yapay zeka için de genel olarak benzer bir şey söyleyebiliriz temelde. Musluk değişimi için eve çağıracağınız ustaya işlem için 500,00 birim ödeme yapmak ile alet çantasına 500,00 birim ödeme yapıp musluğu kendiniz değiştirmek arasında kaldığınızda 500,00 birim ödemeyi alet çantasına yapıyorsanız yapay zeka sizin alet çantanızdır. Özgün ve sık grafik tasarım yaptırmıyorsanız eğer aylık bugün şartlarında ortalama 70.000,00 birim maliyetle bir grafiker istihdam etmek yerine aylık ortalama 5.000,00 birim ödeme yaparak bir Görsel oluşturma AI programı ile görsellerinizi tam da aklınızdaki gibi oluşturabilir, revize edebilir ve ticari olarak kullanabilirsiniz.
Bu tabloda yıllık 840.000,00 birim maliyet ile yıllık 60.000,00 birim maliyeti karşılaştırdığınızda size sağladığı faydayı ölçebilirsiniz. Buna keza bir insanın bir kaç dakikada yapabildiği tasarımı bu iş için geliştirilmiş bir AI programı saniyeler içinde organize edebiliyor desem? İnsan hayatının en maliyetli varlığı zaman olsa gerek. Hele bir de 2026 dünyasında hemen her şeyi bu kadar hızlı tüketiyorken türümüz.
Senin Güzel Hatırına Abicim…
Bundan bir kaç sene önce çalıştığım yapım firmasında bir proje için piyasanın bilindik bağlama sanatçılarından birisiyle görüştük. “Benim kanım sana çok ısındı abicim normalde 10’dan aşağı girmiyorum ama tek şarkı olursa 9.000,00 ₺, 10 şarkı üstü albüm olursa şarkı başı 7.000,00 ₺ deriz tam ekiple gelip çalarız.” diyordu. O zaman şartlarında şarkı başına 7-9 arası bir asgari ücrete tekabül ediyordu, bu tarife için “az” ya da “çok” diyemem, neticede sanatkâr adam ve o albüm kapağında ismi yazacaksa bunun için bir bedel ödenecek doğal olarak. O albüm için totalde yukarıda yazdığım fiyatların yaklaşık yedide biri bir maliyetle yine işinde çok profesyonel başka müzisyenlerle çalıştık ve on binlerce satışı ve dijital platformlarda milyonlarca hiti oldu/oluyor albümün o haliyle de. En son bir kaç sene önce enstrüman satışı işlerine girişmişti “10’dan aşağı girmeyen” diğer müzisyen arkadaşımız, onunla çalışan diğer müzisyenler şimdilerde ne yaparlar bilmem.
Yine yakın geçmişte geniş hayran kitlelerine ulaşmış bazı müzisyen arkadaşlarımız mevcut piyasa şartlarında yaşam alanları da olan apartman dairelerinin bir odasını küçük bir stüdyoya çevirmiş, çeşitli kanal kayıt programları ile tek tek kanal kayıtlarını kendileri almış, hatırla nazla belki de tam içine sinmese de kendi elinden gelmeyen enstrümanları da başkalarına çaldırıp albümlerini doldurmuş, müzikseverlerin beğenisine sunmuştur. Peki neden? Ya da daha acısı çeşitli kayıt programlarındaki basmakalıp plug in midi seslerle enstrüman eklemek durumunda kalmışlardır bestelerine. Peki neden? Çünkü pek çok albüm kaydında da şahit olduğum bir gerçek var ki insan faktörü ne kadar ortaya çıkan işe duygusunu katıyorsa, bir o kadar yaptığı işe de katıyor duygusunu, engel olamıyor ve karşı koyamıyor buna. Hal böyle olunca da eğer karşınızdaki insan sizin zihninizdeki şeyi ne kadar algılayabiliyorsa ortaya çıkan iş de ona keza oluyor.
Neden Yapay Zeka ile Şarkı Yapayım?

Dünya tarihi boyunca insan türünün yeniliklere mesafeli davranması çok insani ve sosyolojik bir gerçek olsa gerek. İnsanlık tarihi boyunca “yeni” olan her şey insan türü tarafından belki de içgüdüsel olarak önce mesafeli durulması gereken bir şey olarak kabul görmüş ama yine insanın tabiatı gereği belki de başka hiç bir canlının sağlayamayacağı kadar hızla uyum sağlamıştır. Yapay zekanın hemen öncesinde bunun en büyük örneği sosyal medya olabilir sanırım. Sosyal medyanın hayatımıza ilk dahil olduğu zamanlarda bir önceki kuşağın yoğun direnciyle karşılaşmış, o zamanlarda yaşı 40 ve üzeri olan kuşak kendinden sonraki kuşağın sosyal medyada kişisel bir şeylerini paylaşmasını yadırgamış, kendi fotoğraflarını paylaşmamaları adına büyük kavgalar vermiştir. Ama kısa süre sonra karşıt kuşak da çağın gereklerine sonsuz bir uyum sağlayıp rollerin hızla değişmesini sağlamış ve artık sonraki kuşak önceki kuşağı paylaşımları ile ilgili uyarmak ve hatta müdahil olmak durumunda kalmıştır.
Bugün geldiğimiz nokta için yapay zeka hakkında da bunu söylemek mümkün bana kalırsa. Yapay zekanın hayatımıza girişi ve hızlı tırmanışıyla beraber önceki kuşak ve “gelenekçi” olan bir kesim elinden geldiğince karşı çıkmakta ama her geçen gün biraz daha fazla maruz kalmaktadır. Telefonlarına gelen uygulama bildirimlerinden, bir kafede otururken çalan şarkıya, o kafenin menüsüne, yerel yönetimlerin sosyal medya paylaşımlarından sosyal çevresinden telefonuna ulaşan bayram, kandil tebriklerine kadar… Hatta Türkiye’de de pazarda yer tutmak isteyen bazı AI uygulamaları da reklamlarında çokça “yaşlı insan” figürüne yer vermekte, yukarıda bahsettiğimiz “sosyal medya devrimi” ile elde edilen sonuca belki de en kestirme şekilde ulaşmayı amaçlamaktadır.
Yeterince lafı uzattığımı düşünerek burada başlığa konu olan soruyu cevaplamaya başlayabiliriz. Kendimi bildim bileli amatör olarak şarkı yazar ve enstrüman çalarım, bu meziyetimi de kendi sosyal çevreme sergilerim. Onlar da bunu her yaptığımda bu şarkıların sandıkta çürümemesi gerektiğini söyler, sosyal çevremdeki müzisyen arkadaşlarımla planlar yapar ama aksaklıklardan, hastalık ve ölüm kalım meselelerden dolayı bir türlü o kayıtları alamayız. Eserleri sadece “şarkı sözü” olarak birilerine vermenin olası sonuçlarını da öngörebilecek kadar sektörün içinden olduğum için işler dönüp dolaşıp “benim inisiyatifim” nüfusuna giriyordu. Bugün gaza gelip kolunu sıvayan müzisyen bir arkadaşım yarın sevgilisinden ayrıldığı için devamını getiremiyor, kafamda birikmiş olan bütün o müzikal cümbüş benimle birlikte uzun yıllardır kira ödemeden yaşıyor, bir şeyleri yapabileceğim enerjiye sahip olduğum yaşların da hızla geçtiğini içten içe hissedebiliyordum.
Tam bu denklemde öncesinde mesafeli durduğum “yapay zeka destekli müzik” fikri kafamda beliriverdi. Kendimi yapacağım şeye ikna etmeye çalışıyor ama kıymetli bir müzik dehası arkadaşımın “yapay zeka parmak izi olacak eserlerinde” yorumunu da haklı buluyordum. Tam o sırada zaten çok uzun yıllardır(yaklaşık 80’lerin ikinci yarısından itibaren) müziğin mutfak tarafında kullanılan yazılım, yordam ve tekniklerle yapaylığın günümüz stüdyo müziğinin(albümlerin) neredeyse hepsinde var olduğunu farkettim. Tam da bu eşiği geçtiğim ana denk gelir on yıllardır kafamın içinde biriktirdiğim cümbüşü dışarıya aktarmam da.
Roller Değişiyor:
“Bir Tek Dileğim Var” şarkısı kimindi?
Şimdi size bir şarkı ve dört tane de isim sayacağım ve 80’li yıllara ufak bir yolculuk yapacağız. Önce şarkıyı yazalım hadi. Yakın dönem türk müziği için kült bir eser olan “Mutlu Ol Yeter” olacak şarkımız:
Belki de dilinden bu şarkı düşmez
Dilin söylese de gönlün hissetmez
Bilsen bile benim için fark etmez
Bir tek dileğim var, mutlu ol, yeter
Bunu sana yazdığımı bilmezsin
Bir yabancı şarkı gibi dinlersin
Benim için önce Tanrı, sonra sensin
Bir tek dileğim var, mutlu ol, yeter
Bunu sana yazdığımı bilmezsin
Bir yabancı şarkı gibi dinlersin
Benim için önce Tanrı, sonra sensin
Bir tek dileğim var, mutlu ol, yeter
Kimse dolduramaz, inan, yerini
Bu şarkı da aşkımızın yemini
Hiç düşünme mecnun muyum, deli mi
Bir tek dileğim var, mutlu ol, yeter
Bu şarkımda aşkımı anlattım sana
Duymazsan, sevgilim, üzülmem buna
Alıştığım yıllardır ben yokluğuna
Bir tek dileğim var, mutlu ol, yeter
Bu şarkımda aşkımı anlattım sana
Duymazsan, sevgilim, üzülmem buna
Alıştığım yıllardır ben yokluğuna
Bir tek dileğim var, mutlu ol, yeter
Söz: Mehmet Tahir Peker
Müzik: Burhan Bayar
Mutlu Ol Yeter şarkı sözlerinin hemen altına da eser sahiplerinin bilgilerini ekledim(ki Sayın Burhan Bayar için sadece “müzik” demek haksızlık olur bu eser için). Sizlere bu eserin nakarat kısmını mırıldanıp da “bu şarkıda aklınıza gelen iki sanatçı ismi söyleyin” deseydim Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses isimleri öne çıkardı sanırım(yanılıyorsam çok mutlu olurum). Burada amacım Müslüm Gürses veya İbrahim Tatlıses’e haksızlık etmek değil her ikisi de yakın dönem türk müziğinin çok güçlü seslerinden ikisi ama burada kastettiğim yorumculuğunun methiyesi ile birlikte eserlerin methiyesi de genelde mutfak tarafına değil de sahnedeki sanatçıya ulaşlır, bu da uzun yıllar “işin bir parçası” olarak seyretti. Ya da başka bir örnek verelim hemen Yusuf Hayaloğlu ve Ahmet Kaya üzerinden. Misal aile ilişkileri Ahmet Kaya ile Yusuf Hayaloğlu’nu bir araya getirmemiş olsaydı bugün neredeyse ezbere bildiğimiz pek çok Ahmet Kaya şarkısı hiç var olmamış olacaktı(tabi ki bu bir ihtimal ama o senaryo için Yusuf Hayaloğlu’nun mizacını da göz önünde bulundurursak yüksek bir ihtimal). Peki Ahmet Kaya şarkılarını ezbere bilen kaç kişi o şarkılarda Yusuf Hayaloğlu’nun kalemini görebilmekte?
Oysa bugüne geldiğimizde eğer gerçekten iddialı bir esere ve kısmen de cüz’i bir bütçeye sahipseniz eserlerinizi dünyanın diğer ucuna bir kaç gün içinde şarkı olarak ulaştırabiliyorsunuz. Bunun için ne “güzel hatırınıza 3 para aşağısına olur” diyen bir müzisyene, ne “bu albümün gelirinin şu kadarını alıp kalanını sana veririm” diyen bir komisyoncuya, ne de artık geçmişteki gibi albüm tanıtımı için kameralar karşısına geçip de çekeceğiniz bir sinema filmine ihtiyacınız var.
Yapay zekanın müzik endüstrisine dahli ile en net şunu söylemek mümkün sanırım: roller kökten değişiyor…